18 Aralık 2009 Basın Özeti

Yayın tarihi

Son gününe girilen iklim pazarlıklarına ilişkin ayrıntılar gazetelerde bu sabah öne çıkan konuların başında.

basın

Independent gazetesi okurlarına, ''Çin'in dünyadan fidye koparmaya çalışmakla'' suçlandığını aktarıyor.

Habere göre, Pekin Kopenhag'da bir anlaşmaya varılmasını engelleyecek kilit önemdeki taleplerinden vazgeçmesi için baskı altında.

Çin yönetiminden beklenen karbon emisyonları konusunda şeffaf olması.

Pekin yönetimi ise, yerel düzeyde yasal düzenlemeler yaparak karbon emisyonlarını bildirme taahhüdünde bulunuyor, ancak bunların doğrulanmasına ilişkin sürece egemenliğinin ihlali sorunları yaratacağı gerekçesiyle karşı çıkıyordu dün gece geç saatlere kadar.

Çevre örgütü Yerkürenin Dostları'nın eski başkanı Tony Juniper de, Independent için kaleme aldığı makalede Pekin'in yaklaşımını irdeliyor.

Juniper, ''Çin, kendisine ne yapması gerektiğinin söylenmesinden hoşlanmaz'' başlıklı makalesinde diğer kalkınmakta olan bazı ülkeler gibi Çin'in de Batı'nın üzerine düşen yükü üstlenmediği görüşünde olduğunu aktarıyor.

Çin'in de bir anlaşma istediğini aktaran Juniper, şöyle devam ediyor:

''Çinlilerin tavrında izleniyor oldukları yönündeki düşüncenin de etkisi olabilir. Özellikle de, Batı tarafından kontrol edilmekte oldukları hissi. Bu bir ulusal egemenlik sorunu. Brezilyalıların da geçmişte dikkat çektiği gibi, bir devletin kendi ülkesi üzerinde ne kadar kontrol sağlayabileceğiyle ilgili bir sorun bu.''

Times ise, bir anlaşmaya varılacak varılmasına ama bu anlaşmanın dünyayı kurtaracak anlaşma olup olmayacağı şüpheli diyor haberinde.

Guardian'ın manşetinde de, benzer bir uyarı var.

Sızan bir Birleşmiş Milletler raporu, Kopenhag zirvesine sunulan anlaşma taslaklarında yer alan karbon emisyonu kesintisi hedeflerinin yerkürenin 3 derece ısınmasına yol açabileceğine işaret ediyor.

Oysa, zirve başlarken hedef küresel ısınmayı en fazla iki derecede tutabilmekti.

Guardian, yerküre eğer üç derece ısınırsa yaşanacakları şöyle özetliyor:

''170 milyon civarında kişi deniz ve okyanus kıyısında yaşanacak sellerden mağdur olacak. 550 milyon kişi açlık riskiyle karşı karşıya kalacak. Canlı türlerinin yüzde 50'si yok olacak. Aslında 2 derecelik bir artış bile tropik ürünlerde azalmaya, kuraklıklara ve sellere neden olacak.''

Namus cinayetine ayda bir kurban

Daily Telegraph'ın manşetinde ise, 10 yıl önce ortadan kaybolan ve babası tarafından ''namus'' adına işlenen bir cinayetin kurbanı olduğu belirlenen 15 yaşındaki Tülay Gören'in fotoğrafı var.

Londra'da bir mahkeme, baba Mehmet Gören'i kızını öldürmekten suçlu bulmuştu.

Kürt kökenli Alevi bir ailenin kızı olan Tülay Gören, ailesinin istediği kişi yerine Sünni biriyle olmayı tercih edince babasının baskısına, şiddetine maruz kalmış, 10 yıl önce de ortadan kaybolmuştu.

Baba Gören'in mahkumiyetini sağlayan ifade ise genç kadının annesinden, yani Mehmet Gören'in eşinden geldi.

Daily Telegraph, İngiltere'de namus gerekçesiyle işlenen cinayetlerde artış yaşandığına dikkat çekerek, her ay en az bir kadının ''töre, namus'' adına öldürüldüğünü aktarıyor.

Gazete haberinde, aynı gerekçelerle işlenen, ama sonu ölümle bitmeyen şiddet olaylarının ise hemen hemen her gün yaşandığını aktarıyor.

Gören soruşturmasını yürüten savcılık dosyanın sorunun boyutlarını anlamaları açısından çok önemli olduğunu kaydederken, sivil toplum örgütlerine göre, cinayetlerin artmasında aşırı dinciliğin yükselmesinin rolü var.

Daily Telegraph, ''Tülay ve ailesi babalarının şiddeti konusunda cinayetten önce dokuz kez polis başvurmuş, ama polisin 'namus suçları' kavramını anlayamaması nedeniyle 15 yaşındaki genç kızın kaderi babasının insafına terkedilmiş'' diyor.

Filistin'de 'Hamas'a karşı işkence işbirliği'

Guardian gazetesi, Batı Şeria'da Filistinli güvenlik güçlerinin Amerikan merkezi haber alma teşkilatı CIA'yle birlikte Hamas'a karşı operasyonlar düzenlediklerine ilişkin iddiaları aktarıyor okurlarına.

Hamaslıların Filistinli güvenlik birimleri ve CIA'nin ortak çalışmaları sonunda işkenceye hedef oldukları da haberdeki iddialar arasında.

Bir Batılı diplomata göre CIA, Filistin güvenlik birimlerini kendi mülkü gibi görürken, bazı diplomatlar da ''CIA'yi Filistinlilerin çalışmalarına nezaret etmek, hatta gözyummakla suçluyor'' suçluyor.

Bazı insan hakları örgütlerinın saptadığı işkence uygulamaları arasında kelepçeli bir halde ağrı yaratacak biçimde uzun süre durmaya zorlanmak, uykusuz bırakılmak, dar hücrelerde çok sayıda tutukluyla birlikte tutulmak sayılıyor.

Hamaslı tutuklular, sivil mahkemeler yerine askeri mahkemelerde yargılanıyor.

''Bu ise, zanlıların mahkemeye çıkarılmadan önce altı ay cezaevinde tutuklu kalmaları demek diyor'' Guardian ve Filistinli yetkililere atfen, güvenlik güçlerinin gözetiminde tutulan Hamaslı sayısının 400-500 civarında olduğunu aktarıyor.

Habere göre, ayrıca kötü muamele nedeniyle bu yıl üç kişi gözaltındayken hayatını kaybetmiş.