20 Aralık 2009 Basın Özeti
Cumartesi günü sabah saatlerinde sona eren iklim zirvesi İngiltere'de bugün yayımlanan pazar gazetelerinin geniş şekilde irdelediği konuların başında. Gazetelere yansıyan genel hava ise, zirvenin başarısız olduğu yönünde.

Sunday Times, zirvenin karşılıklı suçlamalar ve karbon salımında kesintilere ilişkin net bir anlaşma olmadan sona erdiği görüşünde. Gazeteye göre, sesi yüksek çıkan, Amerikan karşıtı bir azınlık zirveyi çöküşün eşiğine getirdi, sonunda da İngiltere'nin desteğinde ABD Başkanı Barack Obama'nın öncülüğüyle ''sulandırılmış bir anlaşmaya'' varıldı.
Çin suçlamaların odağında
Observer gazetesinin manşetindeki haberde, iklim anlaşmasına ilişkin başarısızlığın yarattığı öfkeye değinilirken, suçlamaların odağına Çin'in yerleştiğine dikkat çekiliyor. ''Dün sabah saatlerinde varılan anlaşmanın ülkeleri karbon emisyonlarında ciddi kesintiler konusunda taahhüt altına sokması bekleniyordu. Sonunda ise, bu hedefe erişilemedi ve Çin Amerika Birleşik Devletleri'nin 'uluslararası denetim mekanizmasını' kabul etmesi yönündeki baskılarına karşı mücadele etti. Çin Başbakanı Wen Jiabao bir noktada konferansı terkederken, yerine Obama'yla müzakereleri sürdürmesi için alt düzeyde bir yetkiliyi gönderdi. Çin'in Brezilya, Hindistan ve Afrika ülkelerinin desteğinde gündeme getirdiği taslak, dünyanın küresel ısınmanın iki derecenin üzerine çıkmasının önlenmesi konusunda bir hedef konuldu. Ancak anlaşmanın herhangi bir ülkeyi net bir kesintiye gitmeye zorlama gücü yok.'' Observer'ın haberine göre, Çin delegasyonun başkanı Xie Zhenhua, ''Çinliler için bu egemenlik ve ulusal çıkar meselesi'' derken, gazetenin sorularını yanıtlayan Çin Çevre Kurumu Başkanı Lars Erik Liljelund, emisyonların kontrol edilmesine ilişkin anlaşmayı kimin engellediği sorularına ''Çin. Çinliler numaraları sevmiyor'' yanıtını verdi. Observer'a göre, Çin'e baskı yaptığı için suçlananlar da var. Listenin ilk sırasında ise ABD geliyor. Observer'da yayımlanan makalesinde İngiltere hükümetinin eski üyelerinden John Prescott, ''Başkan Obama'nın Çin'ş suçlayan konuşması yardımcı olmadı'' diyor. Çevre örgütleri de tepkili. Yerkürenin Dostları Örgütü'nün Başkanı Nnimmo Bassey, anlaşmayı ''yasal bağlayıcılığı olmayan siyasi bir açıklamadan ibaret'' diye yorumlarken, ''bu yoksul ülkeler için bir felaket'' diyor. Yardım kuruluşu Oxfam'in Başkanı Barbara Stocking'e göre de, dünya liderleri Kopenhag'da numaraları değil, insan yaşamını müzakere ettiklerini unutmuş görünüyorlar.
'Anlaşma felaketten uzaklaştırmayacak'
Independent on Sunday gazetesi ise başyazılarından birini iklim zirvesinin sonuçlarına ayırmış. Kopenhag zirvesinde karbon emisyonları kesintisi konusunda yasal bağlayıcılığı olan bir anlaşmaya varılması umutlarının haftalar önce terkedildiğini anımsatan gazete, ama dün varılan anlaşmanın yasal bağlayıcılığı olan bir belgenin imzalanması için bir takvim bile içermediğine dikkat çekiyor. Indenependent on Sunday'in altını çizdiği noktalardan biri de, bu anlaşmanın Kyoto Protokolü'nün yerini alacak bir belge için çerçeve bile oluşturmadığı. Müzakerecileri de dar görüşlü olmakla suçlayan ve bunun çok tehlikeli olduğuna dikkat çeken gazete, bir başka tehlike de ''bir anlaşma için diplomasi ivmesinin kaybolma tehlikesi'' diyor. Gazeteye göre, anlaşmaya ilişkin olarak söylenebilecek en iyi şey ise, en azından tamamen bir çöküşün yaşanmamış olması ve dünyanın gelecekte yapılacak zirvelerde üzerine inşa edecek bir belgeye sahip olması. Gazete, bu bağlamda da, '' herhangi bir anlaşmanın olmaması kötü bir anlaşmadan daha iyidir'' yaklaşımını eleştirirken, BM nezaretindeki bu sürecin kesinlikle defolu olduğunu ama küresel bir tehdide karşı küresel bir ortak eylem konusunda en umut verici olan da yine bu süreçtir görüşünde.
Independent on Sunday başyazısını şöyle noktalıyor:
''Ama burada en korkunç olan dünyanın iklim değişikliği tehdidiyle mücadele konusunda zirvenin başlangıcından sonuna kadar ileriye doğru çok küçük adımlar attığı gerçeğidir. Bu küçük adımlar da bir felaketten uzaklaşmaya yetmeyecektir. İhtiyacımız olan 2010 yılında daha büyük aşama kaydetmektir.''




