24 Haziran 2010 Basın Özeti

Yayın tarihi

İngiltere gazetelerinde bugün öne çıkan başlıca konu Amerikan Başkanı Obama'nın Afganistan'daki güçlerin komutanı Orgeneral Stanley McChrystal'ı görevden alması...

Stanley McChyrstal, Rolling Stones dergisine verdiği mülakatta, Obama dahil Washington yönetiminin bazı üst düzey isimleri hakkında alaycı ifadeler kullanmıştı.

"Obama savaş komutanının işine son verdi" manşeti atan Guardian'ın haberinde, Başkan Obama'nın, McChrystal'ın sarfettiği sözler nedeniyle hem Afganistan'daki savaşı hem de ordunun sivil otoriteye hesap verme zorunluluğunu göz ardı ettiği şeklindeki ifadeleri aktarılıyor. Gazetenin iç sayfalarında yer alan geniş analizlerde ise McChrystal'ın görevine son verilmesinin ardından ABD'nin Afganistan stratejisi hakkında da endişelerin doğduğu dile getiriliyor; McChrystal'ın Rolling Stones dergisine verdiği mülakatın ordu ile siyasetin üst kademelerindeki isimler arasındaki derin ayrımı gözler önüne serdiği belirtiliyor. Obama'nın McChrystal'ı görevden alma kararının politika değil personel değişikliği olduğu şeklindeki sözlerine yer verilen yazıda, McChrystal'ın yerine ABD'nin Irak'taki güçlerinin komutanı Orgeneral David Petraeus'un getirilmesinin de Obama'nın Afganistan'da izlediği mevcut stratejiden vazgeçmediğini gösterdiği ifade ediliyor.

Guardian yazarı Simon Tisdall da bugünkü köşesinde konuyla ilgili gelişmeleri değerlendiriyor. McChrystal'ın mülakatında "Obama'nın askerler yanında huzursuz olduğunu" söylediğini hatırlatan Tisdall, "Obama generallerinden şüphe duysa bile, savaşı sürdürdüğü müddetçe onların insafında olacak." diyor.

Gazete, başyazılarından birini de bu konuya ayırıyor. McChrystal'ın ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai hariç neredeyse birlikte çalıştığı herkes hakkında alaycı ifadeler kullandığına dikkat çeken Guardian, Obama'nın böylesi bir ihtilafın devamına izin vermesinin mümkün olmadığını öne sürüyor. Meksika Körfezi'ndeki kriz nedeniyle liderlik vasıflarının sorgulanmaya başladığı bir sırada Obama'nın McChrystal üzerinde otoritesini göstermekten başka bir seçeneği olmadığını savunan gazete, "Ancak asıl sorun çatışma içindeki bir ekip değil, yolunda gitmeyen bir savaş." diyor ve şu yorumda bulunuyor: "Muhtemelen kazanılması mümkün olmayan bir savaşın komutanı olmaktan mahrum bırakılmaktan daha ağır cezalar da vardır."

Financial Times'ın konuyla ilgili haberlerinden birinde, McChrystal'ın görevden alınmasının, Washington ve Avrupa'da, Batı'nın Afganistan'da yürüttüğü kampanyanın başıboş bırakıldığı izlenimini perçinleyeceğini belirtiyor. McChrystal'ın Afganistan'da asker sayısında arttırıma gidilmesi yönündeki stratejinin mimarı olduğunun hatırlatıldığı haberde, bu stratejinin NATO'ya maliyetinin çok ağır olduğu, aynı zamanda ABD'nin yeniden inşa çabalarının da çok ağır ilerlediği ve bu tablo ışığında McChrystal'ın stratejisinin işe yarayıp yaramadığının giderek daha fazla tartışıldığı ifade ediliyor.

Times ise başyazısında, Obama'nın bu kararıyla siyasi kaygıları askeri kaygıların önünde tuttuğunu öne sürüyor. Gazete, McChrystal'ın istifasını sunmasının yerinde bir karar olduğunu, ancak Obama'nın bu istifayı kabul etmesinin bir hata olduğunu savunuyor. McChrystal'ın Afganistan stratejisinin şu ana dek masaya koyulan en tutarlı savaş planı olduğunu yazan Times, Obama'nın askerleri geri çekmek için belirlediği takvime riayet edebilmesi için de bu stratejinin ABD'nin önündeki en iyi seçenek olduğunu ileri sürüyor. Times, buna karşın McChrystal'dan boşalan göreve Petreus'un getirilmesinin ustaca bir hamle olduğunu da belirtiyor.

"Bütçe adil değil"

İngiltere'de önceki gün açıklanan bütçeyle ilgili haberler bugün de gazetelerde yer buluyor. Guardian, ilk sayfasında Mali Çalışmalar Enstitüsü'nün bütçeyle ilgili değerlendirmelerini aktarıyor. Habere göre, enstitü, bütçenin -Maliye Bakanı George Osborne'un iddia ettiğinin aksine- adil olmadığını ve yoksul kesimleri zenginlerden daha ağır bir şekilde vuracağını belirtiyor. Mali Çalışmalar Enstitüsü'nün, Osborne'u ayrıca gereğinden çok daha fazla kesinti yapmakla suçladığı ifade ediliyor ve enstitünün bakanlıkların harcamalarını yüzde 30 oranında kesmek zorunda kalacakları yönündeki tespitine de dikkat çekiliyor.

Financial Times da manşetinde sosyal yardım giderlerinde bütçede öngörülenden daha fazla kesintilerin yapılmasının beklendiği haberine yer veriyor. Buna göre, yaşlıların otobüs seyahatleri ve yakıt gibi ihtiyaçlarını karşılayan 4 milyar sterlinlik kaynağın tehdit altında olduğu belirtiliyor.

İngiltere bir üst turda

İngiltere milli takımının dün Slovenya'yı 1-0 yenerek Dünya Kupası'nda bir üst tura çıkması da tüm gazetelerde geniş bir şekilde işleniyor. Guardian, "İyi haber: İngiltere turu atladı. Kötü haber: Bir sonraki maç Almanya'yla" diyor ve İngiltere'nin 20 yıl önceki Dünya Kupası finalinden bu yana ilk kez Almanya'yla karşılacağını, o maçı da Almanya'nın penaltılarla kazandığını hatırlatıyor. Gazete, ayrıca, İngiltere'nin turnuvadaki bu ilk galibiyetini kazandığı maç nedeniyle iş yerlerinde hayatın durduğunu, alışveriş merkezlerinin boşaldığını, fabrika işçilerinin işten erken çıkabilmek için mesailerine şafak vaktinde başladıklarını da belirtiyor.

Başyazısında "Kıyamet ileri bir tarihe atıldı" diyen Independent da şu yorumlarda bulunuyor: "Aslında, İngiltere'nin dünya klasmanında kendilerinden 17 sıra sonra gelen Slovenya milli takımı karşısında muhteşem bir performans gösterdiği söylenemez. Ancak Fabio Capello'nun oyuncularının ABD ve Cezayir karşısındaki oyunlarıyla kıyaslandığında, dünkü performansları 1970'deki gönülleri fetheden Brezilya milli takımı gibi görünüyordu."