Musa Kusa Katar'a gitti
İngiltere Dışişleri Bakanlığı, eski Libya Dışişleri Bakanı Musa Kusa'nın Katar hükümetinden yetkililer ve Libya temsilcileriyle görüşmek üzere Doha'ya gittiğini duyurdu.

Kusa'nın Doha'ya, Libya'nın geleceğinin tartışılacağı uluslararası konferans öncesinde yetkililere danışmanlık yapmak üzere gittiği belirtildi.
Musa Kusa 13 gün önce Libya'dan kaçarak İngiltere'ye gelmişti.
Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Kusa'nın İngiltere içinde ve dışında seyahat etme özgürlüğü bulunduğunu dile getirdi.
Sözcü Kusa'nın İngiltere'de, kendi adının da geçtiği soruşturmalarda işbirliği sergilediğini hatırlattı.
İskoçya polisi geçtiğimiz günlerde Lockerbie faciasında rolü olduğu iddialarıyla ilgili olarak sorgulamıştı.
21 Aralık 1988'de Pan Amerikan Havayolları'na ait Boeing 747 tipi yolcu uçağına yerleştirilen bomba, uçak İskoçya'nın Lockerbie kasabası semalarındayken infilak etmiş, 270 kişi ölmüştü.
Libyalı istihbaratçı Abdül Basit el Megrahi bomba yerleştirmekten suçlu bulunup ömür boyu hapis cezasına çarptırılmış, olayın ardından Libya uzun süre uluslararası alanda tecrit edilmişti.
Ancak 189'u Amerikalı 270 kişinin ölümüne neden olmaktan hüküm giyen ve kanserli olan eski Libya ajanı sadece üç aylık ömrü kaldığı gerekçesiyle 2009'da serbest bırakılmıştı.
El Megrahi hala yaşamını sürdürüyor ve serbest bırakılması İngiltere'de hala tartışma konusu.
Musa Kusa pişman mı?
Eski istihbarat servisi başkanı olan Musa Kusa'nın, Libya rejiminin Lockerbie dahil bir çok sırrına vakıf olduğu tahmin ediliyor.
Kusa dün BBC'ye yaptığı açıklamada, Muammer Kaddafi yönetimine 30 yıllık hizmetinden gurur duyduğunu ve rejimin halk için çalıştığından hiç bir şüphesi olmadığını söyledi.
Ancak son olayların ardından "bazı şeylerin değiştiğini ve artık devam edemeyeceğini" anladığını ifade etti.
Eski Libya Dışişleri Bakanı Musa Kusa, çatışmaların sona ermemesi durumunda ülkesinin Somali'ye döneceği uyarısında da bulundu.
Kusa, krizin çözümünün Libya halkınca diyalog yoluyla bulunması gerektiğini kaydetti.
Kusa, ''Herkese Libya'yı iç savaşa sürüklemekten kaçınmaları çağrısında bulunuyorum, bu daha fazla kan dökülmesine ve Libya'nın yeni bir Somali olmasına yol açacaktır'' dedi.
Kusa, ayrıca Libya'nın bölünmesine de karşı çıktı.
Muhalifler Afrika Birliği planını reddetti
Libya'nın Bingazi kentindeki isyancı grupların liderleri sekiz haftadır süregiden çarpışmalara son verilebilmesi için Afrika Birliği heyetince sunulan ateşkes önerisini reddetti.
Afrika Birliği, Albay Muammer Kaddafi'nin planı kabul ettiğini bildirmişti. Ancak Kaddafi güçleri dün batıdaki, kuşatma altında bulunan Misrata kentine saldırıya geçti.
İsyancı güçler, ateşkes planında Albay Kaddafi'nin görevi bırakmasından söz edilmediği için öneriyi reddettiklerini belirttiler.
İsyancı güçlerin oluşturduğu Geçici Ulusal Konsey'den Mustafa Abdül Celil, Bingazi'de düzenlediği basın toplantısında, "Afrika Birliği'nin girişiminde, Kaddafi ile oğullarının Libya'nın siyasi sahnesinden çekilecekleri belirtilmiyor. Dolayısıyla öneri geçersiz.
Planda Libya'daki mevcut düzen içinde reforma gidileceğinden söz ediyor ve bunu da reddediyoruz." dedi.
Bu arada ABD, İngiltere ve İtalya dışişleri bakanları, Libya liderinin koltuğunu bırakmasını bir kez daha talep ettiler.
Planın temel unsurları, derhal ateşkes, insani yardımların herhangi bir engel çıkarılmadan dağıtılması, yabancı ülke vatandaşlarının korunması ve hükümetle isyancılar arasında siyasi bir anlaşma için diyalog başlatılmasıydı.
Güney Afrika, Moritanya, Mali ve Kongo-Brazaville liderleriyle Uganda Dışişleri Bakanından oluşan Afrika Birliği heyeti, Bingazi kentinde, "Kaddafi dışarı" sloganlarıyla karşılanmıştı.
Afrika Birliği'nin ateşkes önerilerine uluslararası toplumdan temkinli tepki geldi. NATO, herhangi bir ateşkesin güvenilir ve denetlenebilir olması gerektiğini vurguladı.
Nato ilerlemeyi durdurdu
NATO saldırıları, son günlerde isyancı güçleri geri püskürten Kaddafi güçlerinin ilerlemesini durdurmuştu.
NATO kuvvetleri pazar günü, Ecdebiye ve Misrata kentleri çevresinde gerçekleştirilen hava saldırılarında Libya hükümetine ait 25 tankın vurulduğunu açıkladı.
NATO adına yapılan açıklamada, Trablus hükümeti, sivillerin yaşadığı bölgeleri "acımasızca top ateşine tutmakla" suçlanmış, operasyonların iki kentteki acil duruma müdahale ettiği ifade edilmişti.








