11 Eylül zanlıları nerede yargılanmalı?

    • Yazan, Sema Emiroğlu
    • Unvan, New York
  • Yayın tarihi

Amerikalıların, tarihlerindeki en büyük terör eylemi olarak gördükleri saldırının baş zanlılarından biri, nerede ve nasıl yargılanmalı?

Zanlı Halid Şeyh Muhammed

İşte Obama yönetiminin bu soruya verdiği yanıt, halkı, politikacıları ve hukukçuları ikiye bölmekle kalmadı, yanıt bekleyen pek çok yeni soruyu da beraberinde getirdi.

Sözkonusu kişiler, 11 Eylül 2001'de kaçırılan yolcu uçaklarıyla düzenlenen ve 3 bine yakın kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırıların planlayıcısı olmakla suçlanan Halid Şeyh Muhammed ve diğer dört zanlıydı.

Bunların yargılanması için hukuki süreç, aslında Küba'daki Guantanamo üssünde kurulan bir Amerikan askeri mahkemesinde başlatılmıştı.

Ancak 2010 yılının Ocak ayına kadar Guantanamo'daki tartışmalı tutukevlerini kapatmayı hedefleyen Obama yönetiminin, burada tutuklu bulunan zanlıların dosyalarına kimin bakacağını 16 Kasım'a kadar kararlaştırması gerekiyordu.

Bu zorlu karar, 13 Kasım'da açıklandı.

Sanıklar, Amerika sınırları içinde ve sivil bir mahkemede yargılanacaktı.

Üstelik bu yer, saldırılarda yıkılan Dünya Ticaret Merkezi Kuleleri'nin eskiden yükseldiği New York olacaktı. Mahkeme ise, kulelerin enkazının hemen yakınındaki federal bir mahkeme.

Adalet Bakanı Eric Holder tarafından bizzat açıklanan karar, bir anda Amerika gündemine bomba gibi düştü.

Holder, federal savcılara sanıklar için ölüm cezası isteme talimatı verdiğini bildirdi.

Böylece, Amerikan hukuk sistemini uzun süredir zorlayan en acil konulardan biri karara bağlanmış oldu.

Ama Kongre üyelerinden, saldırılarda ölenlerin yakınlarına ve davanın görüleceği mahkemenin yanında oturan semt sakinlerine kadar pek çok kimsenin şimşeklerini de üzerine çekti.

İkiz kuleler

New York, gerçekten bu davaya ev sahipliği yapmak istiyor muydu? Böylesine çetin bir sınavın altından kalkabilir miydi?

Bazıları için, tümüyle doğru ve doğal bir adımdı bu.

Bütün olay burada başlamıştı, bitmesi gereken yer de burası olmalıydı.

"Bırakın, gelsinler" dedi, New York İtfaiye Teşkilatı'nın emekli başkan yardımcısı Jim Riches.

Kendisi gibi itfaiyeci olan oğlu Jimmy'yi saldırılarda kaybetmişti. "Bırakın, burada mahkemeye çıksınlar" dedi ve ekledi:

"Gelin, bunu doğru biçimde yapalım, tüm dünyanın bunların ne mal olduğunu görmesi için. Fazlasıyla uzun zaman oldu. Haydi artık biraz adalet görelim."

Riches gibi, oğlu Christian'ı saldırılarda kaybeden ve cesedine hiçbir zaman ulaşamayan Sally Regenhard için de, bu doğru bir adımdı.

"Teröristleri yargı önüne çıkaracak her şeyi memnunlukla karşılarım. Sekiz yıldır adalet yerine gelmedi ve biz bu insanların adalet önüne çıkarılmasını istiyoruz."

New York'un başta belediye başkanı Michael Bloomberg olmak üzere seçimle gelen pek çok üst düzey yetkilisi de, kararı destekleyen açıklamalar yaptılar.

Bazıları ise, 11 Eylül zanlılarının hem Amerika topraklarında ve sivil mahkemede yargılanmasına, hem de bunun New York gibi saldırıdan birinci planda etkilenen yerde yapılmasına karşı çıktılar.

İtfaiye eri olan oğlu Carl'ı saldırılarda kaybeden Joan Molinaro için, Obama yönetiminin kararı "mide bulandırıcı"ydı.

Ona göre, Muhammed, zaten askeri bir mahkemede suçunu kabul etmeye hazırdı.

Oysa şimdi New York'a getirilecek, bir Amerikan vatandaşının sahip olduğu tüm haklardan faydalanacak ve mahkemeden iki sokak ötedeki enkaz yerine bakıp, yaptığı işten gurur duyacaktı.

İkiz kuleler

İki numaralı Dünya Ticaret Merkezi kulesinin yıkıntılarında, eşi Adam'ı kaybeden Margit Arias-Kastell de, Muhammed ve arkadaşlarının sivil mahkemede adi bir suçlu gibi yargılanmasına karşı çıkan mektubu imzalayanlar arasındaydı.

Zanlıların, kendi şehrindeki bir mahkemede, Amerikalı avukatlar tarafından savunulmasına katlanamazdı.

"Neden bunları sürekli olarak yeniden yaşıyoruz?" diye sorduktan sonra ekledi: "Ne zaman huzura kavuşacağız? Bunların hepsi asılmalı."

11 Eylül zanlılarının New York'ta yargılanma kararına tepki gösterenlerin büyük bir bölümü, Muhammed ve arkadaşlarının mahkemeyi Amerika'yı küçük düşürmek için bir forum olarak kullanma ihtimalinden de çekiniyordu.

Kızı Sara Elizabeth'i, kulelere çarpan uçakların birinde kaybeden Mike Low, "Bu canavarlara içlerindeki zehiri daha da akıtmaları için fırsat veriyoruz. Mahkemeyi bir sirk haline getirip, kurban kılığına girecekler" dedi.

Ama pek çok Demokrat politikacı ve insan hakları savunucuları için, Muhammed ve arkadaşlarının sivil mahkemeye çıkarılıp, kendilerini savunma hakkı tanınması, Amerika'nın bir hukuk devleti olduğunu dünyaya göstermek açısından çok önemliydi.

Üvey babasını yıkılan kulelerin birinde kaybeden John Leinung, "Eğer hukukun üstünlüğüne inanan bir ülke olduğumuzu iddia ediyorsak, o zaman kendimiz de o şekilde davranmalıyız" sözleriyle dile getirdi, Obama'nın kararına verdiği desteği.

Pek çok New York'lu, terör zanlılarının New York mahkemesinde yargılanacak olmasının, kenti yeni terör saldırılarına açık hale getirmesinden korktuğunu da belirtti.

Kentin polis teşkilatı ve federal güvenlik güçleri, duruşma süresince mahkeme çevresinde olduğu kadar, kentin önemli noktalarında, federal binalarda, sinagoglar ve İsrail konsolosluğu çevresinde alınacak olağanüstü güvenlik önlemlerini şimdiden planlamaya başladılar bile.

Hukuk uzmanları, Muhammed ve diğer sanıkların savunmasında avukatların elindeki en önemli kozlardan birinin, saldırıyı planlamak konusundaki itirafların da bulunduğu ifadelerin bir kısmının, işkence altında alınması olduğuna dikkat çekiyorlar.

Örneğin zanlılardan Halid Şeyh Muhammed'e, CIA'nin cezaevlerinde tutulduğu sırada boğulma duygusu veren 'waterboarding' yönteminin tam 183 kez uygulandığı, bu yıl kamuoyuna açıklanan gizli belgelerle su yüzüne çıkmıştı.

Savunma avukatları ayrıca, sanıkların suçlu bulunması halinde, cezanın New York jürisi tarafından verilmesinden yana. Zira New York'luların, geleneksel olarak idam cezasına sıcak bakmadığı ve bunları müebbet hapse çevirmekten yana olduğu biliniyor.

Ama mahkeme önüne ilk kez çıkarılacak 11 Eylül sanıklarının davası nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, bunun, bir hukukçunun deyimiyle, Amerikan hukuk sistemi ve Amerikalıların hukuk sürecine bakışları için "A'dan Z'ye bir sınav" olacağı kesin.