Ekonomide hasta, sporda usta
- Yazan, Altuğ Akın
- Unvan, Barselona
- Yayın tarihi
Aslında İspanyollar için 2009'un gelişi 2008'den belli olmuştu.

Geçen sene bugünlerde Noel Piyangosu kuyruklarının sıra dışı uzunluğu, hemen herkesin dikkatini çekmişti.
Noel ritüelleri İspanyollar için her zaman önemli olmuştur ve Noel Piyangosu da vazgeçilmezlerin arasındadır, ama kuyruklar asla geçen seneki kadar uzun olmamıştı.
Sebep kolayca anlaşıldı: İspanyollar, önlerinde mali açıdan zor geçecek bir yıl olduğunun farkındaydılar ve çözümü piyangoda bulmuşlardı.
Noel Baba'dan bu yıl, duvarlara astıkları çorapları hediyelerle doldurması yerine, ceplerini parayla doldurmasını dilemişlerdi.
Başbakan Zapatero yılbaşının hemen ertesinde, malumun ilamı olarak, 2009'un çetin bir yıl olacağını açıkladı.
Noel hediyesi niyetine bir de müjde verdi: İnanıyordu ki güçlü İspanyol ekonomisi işsizlik problemini aşacaktı.
İspanyollar başbakanlarından aldıkları hediye paketinin içinin boş olduğunu, yaklaşık bir yıl sonra, yani bugünlerde anladılar.
Lakin geçtiğimiz yılbaşında yüzde 13 olan işsizlik oranı, 2010'a girilirken yüzde 19,5'i bulmuş durumda.
Yaklaşık %7'lik bu değişim 2009'a damgasını vurdu, ekonomik kriz yıl boyunca İspanya'da yaşanan hemen her şeyi az ya da çok etkiledi denilebilir.
Avrupa'nın hasta adamı
Mesela kriz, İspanya isminin önüne yeni bir sıfat ekledi.
Avrupa Birliği işsizlik ortalamasının iki katını tutturan, bu kulvarda yalnızca Letonya tarafından geçilebilen ve krizden çıkışı en iyi ihtimalle 2010'un ikinci yarısında beklenen İspanya, bizlerin aşina olduğu bir adla anılmaya başlandı: Avrupa'nın hasta adamı.

2009'un ilk çeyreğinin ekonomik verileri ortaya döküldüğünde, ilk kez The Economist dergisi tarafından kullanılan bu tabir İspanyollar tarafından hemen benimsendi.
Kendileriyle alay etmeyi seven, kuzey komşuları karşısında hep bir eksiklik hisseden İspanyol toplumu, hepsinden önemlisi yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunun farkındaydı.
Teşhisini koyamasa, tedavisini bulamasa da hasta olduğunu hissediyordu, dolayısıyla Avrupa'nın hasta adamı olduğunu kabul etti. Ancak her alanda değil.
Söz konusu spor olduğunda akan suların durduğu, en çok okunan gazetenin Marca isminde bir spor gazetesi olduğu İspanya, geçtiğimiz yıl boyunca spor sayesinde hastalığını unuttu, ustalığıyla gurur duydu.
Bir önceki yıl Avrupa Şampiyonu olan futbolculardan sonra bu kez de İspanyol basketbolcular Avrupa'nın en iyisi oldular. Kulüpler bazında ise Barselona Avrupa Şampiyonlar Ligi şampiyonu olarak, tüm İspanya'yı olmasa bile tüm Katalunya'yı sokaklara döktü.
Barselona'nın ezeli rakibi Madrid şehrinde ise Barça'nın zaferlerini kutlamak için kimse sokaklara dökülmedi.
Real Madrid yönetimi Barça'nın başarılarına seyirci kalamazdı ve kalmadı. Eylül ayında başlayan yeni sezon öncesi büyük bir hamle yaparak, Manchester United'dan Ronaldo'yu ve Milan'dan Kaka'yı transfer etti.
Geçtiğimiz iki yılın en iyi futbolcuları seçilen bu ikiliye ödenen ve dünya rekoru olan toplam 161 milyon Euro'nun, ekonomik krizle boğuşan ülkede futbol için harcanması, Başbakan Zapatero dâhil Real Madrid taraftarı olmayan birçok İspanyol'un tadını kaçırdı.
Meydanlarda bir yıl
Geçtiğimiz yıl boyunca sık sık tadı kaçan İspanyollar sık sık sokaklara, meydanlara çıktılar.

Bolonya eğitim sistemini paralı eğitime yol açacağı sebebiyle istemeyen üniversite öğrencileri, kürtaj yasasındaki değişikliği yaşam hakkına kastetmesi nedeniyle istemeyen koyu Katolikler, çalışma yasasındaki reformu sosyal hakları törpülemesi yüzünden istemeyen sendikalar, İspanyol sokaklarını hiç boş bırakmadılar.
Katalanlar Madrid'den daha fazla bağımsızlık istedi, Basklar Batasuna'nın kapatılmasını protesto etti, muhalefet partileri Zapatero'nun istifasını istedi.
Sokaklar yürüyerek aşınmadı, tüm bu konular 2010'a devroldu.
Sokakların protestolar, sportif kutlamalar ya da herhangi bir sebeple asla boş kalmadığı bu ülke, 2010 yılına girerken Avrupa Birliği dönem başkanlığı koltuğuna oturacağının farkında.
Yanıtı bilinmeyen soru ise, birliği yönetirken ekonomik alanda olduğu gibi 'hasta' bir performans mı sergileyeceği, yoksa sporda olduğu gibi 'usta' bir performans mı?
İspanya'dan Feliz Año Nuevo, mutlu yıllar.








