Çin'de demokrasi tartışmaları

    • Yazan, Kamil Erdoğdu
    • Unvan, Pekin
  • Yayın tarihi

2010 Nobel Barış Ödülü'nün bir Çinli muhalif siyasetçiye, üstelik halen hapiste bulunan bir siyasetçiye verilmesi dünya kamuoyunda bu ülkenin demokrasi ve insan hakları uygulamalarını tekrar gündeme getirdi.

Liu Xiaobo

Pekin yönetiminin Norveç Nobel Komitesi'ne tepkisi sürerken, ülke içinde ilginç bir gelişme oldu. Çin Komünist Partisi'nin (ÇKP) eski üst düzey siyasi ve kültürel işlerden sorumlu yöneticilerinden bir grup, açık bir mektup yayınlayarak basın üzerindeki yasal olmayan sansürün kaldırılmasını istedi. Bu mektuba imza atanların isimleri de, mektubun ortaya çıkma zamanı da ilginçti.

Her ne kadar Nobel ödülü hakkındaki tartışmalarla aynı günlere rastlasa da, söz konusu açık mektup barış ödülünü kimin aldığının açıklanmasından önce kaleme alınmıştı. Hong Kong basınında yer alan haberlere göre 23 tanınmış entelektüelin imza attığı mektubun yazılmasına iki olay neden oldu.

Birinci neden, araştırmacı gazeteci Xie Chaoping'in maruz kaldığı uygulama. Xie, ağustos ayı ortalarında polis tarafından Shaanxi eyaletindeki evinde "yasadışı ticari eylemlerde bulunduğu" gerekçesiyle gözaltına alınmıştı. Ancak Xie ve çevresindekiler bunun gerçekte bir sulama projesi için zorunlu göçe maruz kalanları ve ilgili yetkililerin yolsuzluklarını anlattığı kitabından kaynaklandığını ileri sürmüştü. 30 gün gözaltında kalan Xie, önümüzdeki yıl yapılacak olan mahkemeyi bekliyor.

Mektubun yazılmasına yol açan ikinci neden daha ilginç. Başbakan Wen Jiabao ülkenin güneyindeki Shenzhen şehrinde yaptığı bir konuşmada siyasi reformun gerekliliği konusundaki çağrısını yinelemişti. Ancak kamuoyu konuşmanın bu bölümünden haberdar olamadı, zira Hong Kong basınına göre ÇKP Propaganda Bürosu yetkilileri siyasi reformla ilgili bölümlerin yayınlanmasını engellemişti. Yani, bir başbakan bile sansüre uğrayabiliyordu.

Sansüre karşı kaleme alınan mektubu imzalayanlar arasında ÇKP Propaganda Bürosunun eski başkan yardımcısı ve Mao Zedung'un sekreteri Li Rui ile ÇKP Merkez Komitesi'nin yayın organı ve ülkenin en büyük gazetesi Halkın Günlüğü'nün eski genel yayın yönetmeni olan Hu Jiwei de bulunuyor. Li ve Hu, 90'lı yaşlarında. Açık mektuba imza atan aydınlar arasında China Daily gazetesi, Xinhua haber ajansı, ÇKP Propaganda Bürosu, ÇKP Parti Okulu ve bazı basın kuruluşlarının eski yöneticileri bulunuyor.

"Yeni Sol tartışmaları"

Eski yöneticiler, Hong Kong ve Makao'da yayımlanan kitap ve dergilerin Çin'in iç kesimlerinde serbestçe satılmasının sağlanması talebinde de bulundu. Elektronik posta aracılığıyla dağıtılan açık mektupta, ifade özgürlüğünün 1982 Anayasasında önemli yer tuttuğuna işaret edildi. Dağıtıldığı gün mektuba 500'den fazla destek mesajı geldi. En genci 20, en yaşlısı 97 yaşında olan destekçilerin yüzde 90'ı parti üyesi.

Aydınların bu mektubu bana Çin'de geçen yıl gündeme gelen "Yeni Sol" tartışmalarını hatırlattı. Çin'de 30 yılı aşkın süredir sürdürülen reform ve dışa açılma uygulamaları ekonomik başarılarıyla dünyanın dikkatini çekerken, ortaya çıkan sorunlar da bazı aydınların hedefi haline geliyor.

Çin'deki sosyal sorunlardan bu uygulamaları sorumlu tutanlar arasında, "Yeni Sol" olarak adlandırılan bir akım da bulunuyor. Çin'de "Yeni Sol" akımı ilk kez 1990'ların sonlarında kapitalizmi ve ülkedeki ekonomik reformları eleştirme ve Mao Zedong zamanındaki sosyalizm anlayışını savunma temelinde ortaya çıktı.

Wen Jiabao

New York Üniversitesi Doğu Asya Araştırmaları Bölümünden Prof. Zhang Xudong, Yeni Sol'un özelliklerinin başında, kontrol edilemeyen sosyal gelişmenin yarattığı hoşnutsuzluğun yanı sıra yoksullara ve toplumun alt kesimlerine ilgi göstermek geldiğini belirterek, bu akımın ilgi duyduğu konular arasında yeni zenginlerin ortaya çıkışı, yolsuzluk, kirlilik ve şehirleşmedeki sorunların bulunduğunu söylemişti.

1990'ların ortasında batı üniversitelerindeki postmodernizmden etkilenen bu grup Çin'in karşılaştığı sosyal sorunların kaynağı olarak kapitalizmin açıklarını ve yolsuzluğu görüyor.

Aslında Çin'de yöneticilerin ve yönetimi eleştirenlerin birleştiği en önemli nokta, yolsuzlukla mücadelenin önemi. ÇKP liderleri iktidarlarını pekiştirmenin, halkın güvenini kazanmanın yolunun yolsuzlukla mücadeleden geçtiğinin bilincinde.

Sekiz partili danışma sistemi

Çin'den bahsedilirken hep "tek parti yönetimi" olduğu söylenir, ancak bu tanımın eksik olduğunu söylemek yanlış olmaz. Resmi ifadeye göre, Çin, Komünist Partisi liderliğinde çok partili işbirliği ve danışma sistemiyle yönetiliyor. Çin'de Komünist Parti dışında sekiz parti daha var.

Çin'de esas muhalefetin internet ortamında yapıldığını söyleyebiliriz. Çinli sosyal bilimciler internet sayesinde ülkede siyasete katılımın arttığı görüşünde. Çin'de internet ortamında 1 milyon 300 bin forum ve 200 milyon civarında blog bulunması bu görüşü destekliyor. İnsanların internet aracılığıyla duygu ve düşüncelerini aktarmaları hem kolay, hem de güvenli.

Kişilerin bu ortamda isimlerini gizleme olanakları da var. İnternetin Çin'deki önemini Çinli bir gazeteci, "İnternet halka yakın olduğu kadar, Zhongnanhai'ya da, yani Çin yönetiminin bulunduğu yere de, yakın" sözleriyle özetledi.

Parti üyesi bir Çinli dostum, "ÇKP içinde her türlü tartışma olur, ama dışarıya tek bir ses yansır" demişti. Son gelişmeler ÇKP içindeki farklı görüşlerin de dışarıya yansıdığı izlenimini veriyor.