Nordik dillerde neden 'lütfen' kelimesi bulunmuyor?

Beyaz şapkalı, beyaz kazaklı bir kadın fotoğrafın sağ tarafına doğru bakıyor ve gülümsüyor. Arka planda bir sokak ve üzerinde Norveç Bayrağı asılı bir dükkan bulunuyor.
    • Yazan, Laura Hall
  • Yayın tarihi
  • Okuma süresi 4 dk

Seyahat ederken nazik ve saygılı olmak hiç bu kadar önemli olmamıştı ancak "lütfen" kelimesinin bir karşılığının olmadığı bir yerde kendinizi nasıl kibarca ifade edebilirsiniz?

Danimarka'nın başkenti Kopenhag'da bir pastanedeyim; limonlu kekler, çörekler ve tarçınlı tatlılar için sırada bekliyorum. Sıra bana geldiğinde basit bir Danca ile sipariş vermeye hazırım. Ancak karşıma bir sorun çıkıyor: Bu ülkede "lütfen" kelimesinin anlamını karşılayan tek bir kelime bile yok.

Pek çokları gibi ben de seyahat ederken "merhaba, hoşçakal, evet, hayır, lütfen ve teşekkür ederim" gibi temel kelimeleri öğreniyorum. Ancak Danca, İsveççe, Norveççe, İzlandaca ve Fince'de bu mümkün değil çünkü bu dillerde her şeyi kapsayan ve aynı işlevi gören bir kelime bulunmuyor.

Peki bu dilleri konuşan insanlar daha mı kaba? Yoksa nezaketlerini yabancı insanların hemen fark edemeyeceği şekillerde mi ifade ediyorlar?

Bu ülkelere seyahat edecekler için bu farkı anlamak iletişimi daha kolay hale getirebilir.

Nezaket değişken olabilir

Dilbilimci ve Nynorsk Kultursentrum'da (Norveç Yazılı Kültür Müzesi) araştırmacı olan Dr. James Puchowski, "lütfen" kelimesinin doğrudan çevirisini aramanın yanlış bir başlangıç noktası olabileceğini söylüyor.

Örneğin Danimarkalılar, diyelim ki bir pastanede bir kurabiye isterken, nazik olmak için "må jeg bede om" yani "isteyebilir miyim" ifadesini kullanabilirler.

İsveç'te isteğin sonuna "tak" yani "teşekkür ederim" kelimesi eklenebilir.

Norveç'te ise nezaket, bir kelime ile değil, bir dokunuş veya bir gülümseme ile ifade edilebilir.

Bir pastane ya da kafede iki kişi var. Bir kadın tezgahın ardında yazar kasanın önünde gülümsüyor. Bir erkek tezgahın önünde elinde bir kart tutuyor ve ödeme yapıyor. Arkadaki mutfakta tabak ve bardaklar var.
Fotoğraf altı yazısı, Nordik ülkelerde nezaket ses tonu, ifade biçimi ve bağlam içinde ifade edilir.

Danimarka dili öğretmeni Daniela Hummelgren, doğrudan bir iletişim tarzının buradaki iletişimin bir parçası olduğunu söylüyor:

"Burada verimlilik önemli ve iletişim genellikle doğrudan bir şekilde ilerliyor."

Çok kibar olmak bir süreci yavaşlatıyorsa rahatsız edici olarak algılanabiliyor.

Kaba mı davranıyorlar?

Puchowski, bu tür farklılıkları toplumsal yapının bir yansıması olarak görüyor.

Ona göre, Nordik ülkelerde eşitlik ödüllendiriliyor ve insanlar arasındaki ayrımlar günlük konuşmada pek ifade edilmiyor.

Örneğin, Herr ve Frue (Beyefendi ve Hanımefendi) gibi resmi hitap şekilleri günlük kullanımdan büyük ölçüde kalkmış. Bu, insanların birbirlerini sınıf farkıyla tanımlamamalarının ve eşit görmelerinin bir yansıması.

Bu eşitlikçi eğilim çoğunlukla insanların kendilerini başkasından daha önemli veya özel görmemesi gerektiğini savunan İskandinav fikri "Jante Yasası" ile ilişkilendiriliyor.

Puchowski, bu nedenle insanların günlük etkileşimlerde statülerini belirtmeye gerek duymadıklarını söylüyor.

Bu nedenle nezaket, "lütfen" gibi hürmet veya saygı ifade eden bir kelimeden ziyade ifade biçimi, ton ve bağlama dayalı oluyor.

Fince; Danca, İsveççe, İzlandaca ve Norveççe'den ayrı bir dil ailesine ait. Ancak buna rağmen Finlandiya dahil tüm bölgede benzer bir norm var.

"Dil, kelimelerden ibaret değildir" diyor Puchowski ve ekliyor:

"Aynı zamanda bir fikri nasıl ilettiğinizle ilgilidir."

Lütfen demeden kibar olmak

Hummelgren, seyahat eden kişilerin çevrelerindeki insanlardan ipuçları almaları gerektiğini söylüyor:

"Bulunduğunuz yerin nezaket seviyesine göre kendinizi ayarlamanız gerekiyor."

"Çevrenizde olup bitenleri gözlemleyin. Böylece neyin kibar neyin kibar olmadığına alışabilirsiniz."

Oranın dilini konuşmuyor olsanız bile, seyahat ederken insanların ses tonuna, beden diline, bir alışverişte veya restoranda nasıl davrandıklarına ve yabancılara nasıl hitap ettiklerine dikkat edebilirsiniz.

Bir dükkanın önünde bir erkek ve bir kadın var. Üzerlerinde koyu renk ceket var. Birbirlerine bakarak gülümsüyorlar. Bir eşya dükkanının önündeki ürünlere bakıyorlar.
Fotoğraf altı yazısı, Danimarka'da basit bir "teşekkür ederim" ifadesi, İngilizce'deki "lütfen" kelimesinin karşıladığı sosyal görevi çoğu zaman yerine getirebiliyor.

İsveççe'de en kolay seçenek bir ricanız olduğunda cümlenin sonuna basit bir "tak" yani "teşekkür ederim" ifadesini eklemek.

Bu dilde "tack" kullanımı üzerine yapılan açıklamalar, bunun bir saygı ya da hiyerarşiden ziyade eşitlik ve karşılıklılık ifade ettiğini söylüyor.

Bölgenin büyük bir bölümünde benzer temel kelime kullanılıyor. Danca'da tak, Norveççe ve İzlandaca'da takk. Fince konuşanlar ise teşekkür etmek için kiitos kelimesini kullanıyor.

Ancak ziyaretçilerin yanlış yapmak konusunda çok fazla endişelenmelerine gerek yok. "Tak" demeden kahve sipariş ederseniz kimse sizi yadırgamaz ya da sizin hakkınızda kötü düşünmez.

Hummelgren, tam aksine aşırı kibar olmanın alışılmadık, hatta şüphe uyandıran bir davranış olabileceğini söylüyor.

"Bir iş görüşmesinden veya benzer bir durumdan sonra teşekkür kartı gönderen birini hiç duymadım" diyor.

"Bu biraz abartılı gelebilir ve belki de iyilik bekliyormuşsunuz gibi algılanabilir."

Seyahat edenler için buradan çıkarılacak ders şu: Nezaket dünyanın her yerinde aynı kelime veya davranışla ifade edilmiyor.

"Lütfen" kelimesini duymayabilirsiniz, ancak bu nezaketin eksik olduğu anlamına gelmez.