Orada bir köy var Kudüs'te...

    • Yazan, Hugh Sykes
    • Unvan, BBC Kudüs muhabiri
  • Yayın tarihi

Geçen hafta Filistinlilerin, İsrail'in sadece işgal değil, ilhak da ettiği Doğu Kudüs'teki evlerinden atılmalarının protesto edildiği bir gösteriye gittim.

Kudüs'teki Barış Vahası Köyü
Fotoğraf altı yazısı, Yahudilerle Araplar köyde 40 yıldır birlikte yaşıyor

Filistinlilere destek amacıyla slogan atıp pankart açanların saysı Araplardan fazlaydı. Pankartlar hem İbraniceydi, hem de İngilizce. Bu, bir değişimdi.

Birkaç gün önce Tel Aviv'de gittiğim ve barış eylemcilerinin düzenledikleri işgal karşıtı gösteriyi hatırlıyorum. Sloganların neredeyse tamamı İbraniceydi. İnsanlara neden pankartların bazılarını uluslararası bir dille yazmadıklarını sorduğumda, göstericilerden biri "Ah" dedi ve ekledi "Sanırım haklısın". Aynı göstericiye "Bu gibi gösterilerde esasında kimlerle konuşuyorsun?" diye sordum. Uzun bir sessizlikten sonra. "Bu çok iyi bir soru. Bence sadece birbirimize konuşuyoruz" dedi bana. Bence bu da değişiyor.

Artık işgal konusunda aynı görüşlere sahip Yahudilerle Araplar arasında çok daha fazla temas var. Ancak basında bu yönde çok az haber çıkıyor.

Filistinli bir öğretmen olan Raida "Biz başarılıyız. Hükümet de o nedenle bizi sevmiyor" diyor. Raida, 11 yaşındaki çocuklara İngilizce ve Tarih öğretiyor. Çevrede Yahudi ve Arap çocukların birlikte oldukları küçük masaları gösteriyor bana...

Okulun adı, Vaha es-Selam, Neve Şalom ya da Barış Vahası...1970'den bu yana Araplarla Yahudilerin kendi özgür iradeleriyle birlikte komşu olarak yaşadıkları köyün adı da, okulla aynı. Raida çocukların birlikte oyunlar oynadıklarını, birbirlerini ziyaret ettiklerini, birlikte sinemaya gittiklerini söylüyor. Arkadaşlar onlar...

Benim okulu ziyaret ettiği gün çocuklar özel bir İngiliz misafirin anısına uçurtma yapıyorlardı. Kısa süre önce Arap-İsrail Sorunu hakkında bir çocuk kitabı yazan Michael Morpurgo'ydu bu yazar.

Morpurgo, "Uçurtmalar ne zaman uçar?" adli kitapta, Filistinli bir çocuğun cesaret verici bir öyküsünü anlatıyordu. Filistinli çocuk kitapta, bir Yahudi yerleşim biriminin eşiğindeki duvarın üzerinde "Barış" yazılı bir uçurtma uçuyordu. Rüzgar estiğinde uçurtma yerleşim birimine gidiyor, oradaki çocuklar da aynı kelimeyi yazıyorlardı uçurtmaya...Michael Morpurgo barışın sadece genç Yahudilerle Arapların bir arada yaşamalarıyla, birbirlerini tanımalarıyla, birbirlerine daha fazla saygı göstermeleriyle geleceğine inanıyor. Siyasetçileri kastederek, "Yukarıdan aşağı gelmeyecek barış" diyor bana...

Rami ve Mazen de umuda inananlardan. İsrail'de, işgal altındaki topraklarda okulları ziyaret ediyorlar. Mesajları net: Şiddet bu sorunu asla çözmeyecek. Oldukça da ikna ediciler. Rami bir Yahudi, Mazen ise Filistinli bir Arap ve ikisi de şiddetin ne anlama geldiğini biliyorlar.

Mazen'in 62 yaşındaki babası bir İsrail askerince öldürülmüş. Rami'nin 14 yaşındaki kızı da, Kudüs'te bir otobüste Filistinli bir intihar eylemcisinin düzenlediği saldırıda yaşamını yitirmiş. Rami ve Mazen şimdi çok yakın arkadaşlar. Birbirlerine "kardeşim" diyorlar. Aileleri kapsayan bir forumun üyeleriler ve kartlarında, matemli ailelerin barışı, uyum içinde birlikte yaşama fikrini, hoşgörüyü destekledikleri yazıyor.

Şam'da, çatışmaların önlenmesi konusunda uzman Suriyeli avukat Hind Kabavat'la görüştüğümde, "Bunun gibi girişimler, olmazsa olmaz bebek adımlarıdır" diyor bana. İsrail-Filistin Sorunu'nun çözümü için bu tip adımlar gerektiğini vurguluyarak...Hind Kabavat bana kitaplığındaki en önemli üç kitabı gösteriyor. "Kuran, İncil ve Mahatma Gandhi'nin Yazıları" bu kitaplar...

Peki acaba Kabavat, İsrail'le Filistinliler arasında barış sağlanabileceğine inanıyor mu? "Elbette" yanıtını veriyor ve ekliyor:

"Avrupa'ya bak. İkinci Dünya Savaşı'nda milyonlarca insan öldü orada...Milyonlarca! Senin ya da benim ailelerim hiç Avrupa'da barışa inanmışlar mıydı? Ama bugün barış var. Umutlu olmalıyız."